İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nezaket Kuralları (Adab-ı Muaşeret)

Son güncelleme tarihi Haziran 10, 2021

Fatma Çölaşan – TED Ankara Koleji ve ODTÜ Makina Mühendisliği Bölümü mezunudur. Sahibi olduğu GEN-TES Müh. Ltd. Şti. bu yıl 42. yılını kutlamaktadır. Firma, üst yapı (hastaneler, oteller, eğitim yapıları, iş-spor ve alışveriş merkezleri, askeri tesisler, askeri sığınaklar, hava limanı terminal binaları vb.) üzerinde mekanik tesisat tasarımı, tasarım danışmanlığı ve kontrolluğu, saha kontrolluğu konularında bugüne kadar yurt içinde ve dışında yaklaşık 400 kadar projeye imza atmıştır. Çölaşan ayrıca bireysel olarak Türkiye’de FIDIC sözleşmeleri ile gerçekleştirilmekte olan uluslararası finansmanlı inşaat işlerinde Uyuşmazlık Çözümü (Dispute Adjudication) hizmetleri ile, aynı Sözleşmeler hakkında seminerler vermektedir. TürkMMMB-Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği’nin Geçmiş Dönem Başkanı, FIDIC 1996-2000 Yönetim Kurulu Üyesi (103 yıl içinde tek Türk ve ilk kadın üye), TTMD Kurucu Üyesi ve halen TOBB Teknik Müşavirlik Meclis Başkanı’dır. İki önemli uluslararası ödüle sahiptir. Bunlar FIDIC PRANGEY AWARD-2013 (100 yıl içinde verilen 12. ödül) ve REHVA Professional Award for Design- 2021’dir. TürkMMMB, TTMD, FIDIC ve EFCA bünyesinde çeşitli gönüllü görevleri devam etmekte, komiteler yönetmektedir.

Bana bu daveti yapan ClimateFuture mensuplarına teşekkür ediyorum. Önümüzdeki aylarda bu portalda seri şekilde yayınlanmak üzere, aynı konuda birkaç yazı daha hazırlamaya çalışacağım. Söz konusu yazı dizisi, yabancıların ‘ETİKET’, bizim NEZAKET KURALLARI (Adab-ı Muaşeret) dediğimiz başlık altındaki konuları işleyen, Ankara Anıttepe Rotary Kulübümüzün sahibi, benim de yazarı olduğum GÖRGÜ-GÖRENEK (Sonradan ismi Bugünün Gençleri Yarının Büyükleri İçin GÖRGÜ-GÖRENEK olarak değiştirilmiştir.) kitabından alıntıları içerecektir. GÖRGÜ GÖRENEK kitabı, 2003 yılındaki Kulüp başkanlığım döneminde bir gençlik ve toplum hizmeti olarak hazırlandı; daha sonraki yıllarda yapılan ikinci ve üçüncü baskılarda, içeriğinde de değişiklikler ve genişletmeler oldu. Son baskısında 493 adet somut görgü kuralı ve bazı güzel göreneklerimizden örnekler bulunmaktadır.

Kitaptaki bölümler “Tanışma-Selamlaşma-Tokalaşma; Giyim-Kişisel Bakım; Yemek Adabı; Genel Davranış-Konuşma; Telefon Görüşmeleri ve E-Posta Mesajları; Armağan Alma-Verme ve İşyeri-Okul Davranışları;” şeklinde düzenlendi. AB üye adayı olmamız nedeniyle de, kitapta Avrupa ülkelerinin değerlerini esas aldığımı öncelikle söylemeliyim. GÖRGÜ-GÖRENEK bir öneri kitabıdır. Doğaldır ki okuyucularımız hangi ortamda nasıl davranmaları gerektiğine yine kendileri karar vereceklerdir. “Neden dünyada ‘Nezaket Kuralları’ denilen sosyal davranış kuralları var?” sorusuna aşağıdaki cevapları vermem uygun olacaktır:
Doğru yerde doğru davranışlar sergilemek; yerinde konuşmak ve dilimizi güzel kullanmak; yemeği kurallarına uyarak yemek; yaşa, zamana ve içinde bulunulan ortama uygun giyinmek; nezaket kurallarını bilmek ve uygulamak ve bütün bunları kişiliğimizle ters düşmeyecek biçimde yapabilmek özel hayatımız ve iş yaşamımızda bizlere saygınlık ve başarı kazandıracak, mutluluk verecektir.
Görgü kurallarının her birinin mantıklı birer nedeni vardır. Bunlar yaşamımızı kolaylaştırırlar, birlikte olduğumuz kişileri rahatsız etmemizi engellerler, insanların ortak kurallar vasıtasıyla daha çabuk kaynaşmalarını sağlarlar, ayrıca bizi her durumda ne yapılması gerektiğini düşünmekten kurtarırlar. Hiç kimse bunları bilerek dünyaya gelmez; dinleyerek, okuyarak, gözlemleyerek ve bizzat yaşayarak öğrenir. “Ben istediğim gibi davranırım, konuşurum, giyinirim; beğenmeyen beğenmesin” tavrı zamanla yalnızlığa, başarısızlığa, ilişkilerde zedelenmeye ve nihayet toplum tarafından dışlanmaya neden olabilir.

Görgülü davranışların daha kolay görünür oldukları alanların başlıcaları giyim, konuşma ve genel davranışlar, yemek adabı, erkeklerin kadınlara olan davranışları, çocuk yetiştirme, gençlerin yaşça büyüklere olan davranışları gibi ana alanlardır. Aşağıdaki bölüm başlıkları altında, okuyucularımız için seçtiğim nezaket kurallarını bulacaksınız. Kitap dışına çıkarak, onların bazılarını bu portal için güncellediğimi de söylemeliyim.

Umarım okuyucular olarak önerileri beğenir ve yararlanırsınız.

BÖLÜM 1

Tanışma-Selamlaşma-Tokalaşma

Bir araya gelen, fakat birbirlerini tanımayan kişileri mutlaka tanıştırmak gerekir. Tanıştırma sırasında isimler çok açık ve anlaşılır biçimde söylenmeli, anlaşılmayan isim tekrar sorulmalıdır. Birkaç kişi birbirlerine tanıştırılırken, grup içinde ismi söylenmeyen kalmamalıdır. Örneğin bir işyerinde tanıştırma yapılırken, sekreter vb. yardımcı elemanlar da tanıştırılmalıdır. Bu şekilde ihmale uğrayan biri, kendi adını söylemek ve tanıştırmaya katılmaktan çekinmemelidir. Konuyla ilgisi yoksa ve çok gerekli değilse, hiç kimse eşinin, babasının, annesinin vb. unvanı konu edilerek tanıştırılmamalıdır. Önemli olan tanışacak kişilerdir, eşleri veya aileleri değildir. Yeni tanışılan kişilere senli–benli hitap etmek göreneklerimize aykırıdır. Bu kişilere “üstadım”, “dostum”, “kardeşim” veya “evladım” gibi ifadelerle hitap etmek de hoş olmayacaktır.

Genel Kural olarak küçük büyüğe, genç yaşlıya, ast üste, erkek kadına, genç kız yaşça büyük erkeğe tanıştırılır. Önce tanıştırılan kişinin ismi, kendisine takdim yapılana söylenir. Tek kişi ise sadece ismi söylenerek topluluğa takdim edilir. Selamlaşma ise bunun tersi sırayla yapılmalı, örneğin önce küçükler büyüklere selam vermelidirler.

Tokalaşma sırasında elde eldiven varsa, kadınlar kendi cinsleriyle tokalaşırken eldivenlerini mutlaka çıkarmalı, yaşça hayli büyük veya yüksek mevkide olan erkekler hariç, erkeklerle tokalaşırken çıkarmamalıdırlar. Erkekler eldivenlerini her zaman çıkarmalıdırlar. Çocuklar ve gençler de, kendi yaşıtları ile olan tokalaşmalar dışında eldivenlerini çıkarırlar.

Kadınlar kendi cinsleriyle selamlaşırken ayağa kalkmalıdırlar; sadece yaşça büyük olanlar genç kızlar için ayağa kalkmayabilirler. Erkekler hem erkeklerle hem de kadınlarla selamlaşırken ayağa kalkarlar. Çocukların ve gençlerin ise kendi arkadaşları dışındaki kişilerle selamlaşırken her zaman ayağa kalkmaları gerekir.

Restoranda yemek yenilirken, masaya bir kadın gelip konuşmak istediğinde, hitap ettiği erkek ayağa kalkmalıdır. Kadının da masada oturan diğer kişileri hafifçe selamlaması ve söyleyeceklerini fazla uzatmadan oradan ayrılması uygun olur. Masaya bir erkek geldiğinde, hitap ettiği kişi erkekse oturan yine ayağa kalkar. Kadınlar masada ayağa kalkmak zorunda değillerdir, ancak kendilerinden yaşça veya mevki olarak yüksekte bulunan kadın veya erkekler için kalkmalıdırlar.

Giyim

İnsanlar ilk karşılaştıklarında birbirlerini görünüşleri ile değerlendirirler; karşılarındakinin yaşam biçimini, dünya görüşünü, mesleğini, ait olduğu çevreyi görünüşten, özellikle de giyimden yola çıkarak tahmin etmeye çalışırlar. Bu nedenle her medeni insanın uygun giyim konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Giyim bulunulan yere ve gidilen toplantıya, günün saatine, yaşa ve bedene uygun olmalıdır.

Mevlana “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.” demiştir. Ben de buna “davranışları ile değerlendirilir”i eklemek isterim. Bizlere her konuda yol gösteren büyük Atatürk’ümüzün fotoğrafları, filmleri ve Anıtkabir müzesindeki giysileri, onun her konuda olduğu gibi giyim konusunda da ne kadar bilgili ve özenli olduğunu göstermektedir.
Ev kıyafetleri ile ve özensiz bir biçimde giyinilerek konuk karşılamak, göreneklerimiz uyarınca konuğa değer verilmediği anlamını taşıyacağından yapılmamalıdır. Ancak ev sahibinin konuklar kadar süslenmesi, örneğin kendi evinde çok sayıda mücevherler veya abartılı takılar takması da doğru olmaz. Ev sahipleri konuklarını terlikle de karşılamamalıdırlar. Altı temiz bir ayakkabı veya ev ayakkabısı şeklinde yapılmış özel ayakkabılar konuk karşılamak için çok uygundur. Konuklar da genel kural olarak ziyaret sırasında ayakkabılarını çıkarmamalı, hoş olmayan terlikli görüntüler yaratmamalıdırlar. Ancak özellikle yağmurlu-karlı günlerde sokaklarımızın kirliliği göz önüne alınarak veya sokakta giyilen ayakkabılarla evine girilmesini istemediği bilinen bir ev sahibinin evine gidildiğinde, konuğun yanında temiz bir çift ayakkabı götürerek girişte kirli ayakkabılarını değiştirmesi uygun olur. Yağışlı havalarda ev sahibinin dış kapı paspasını ayakkabı silmek için temiz ve ıslak bir havlu ile kaplaması bir başka pratik çözüm olabilir. Bebek veya hasta bulunan evlere ise mutlaka temiz bir ayakkabının götürülüp içeri onunla girilmesi doğru olur. Kısa süreli hasta ziyareti gibi ziyaretlerde, içeri girmeden önce ayakkabı üzerine kılıf (galoş) geçirilebilir.

Kadınlar gösterişli mücevherlerini geceleri kullanılmalıdırlar. Gündüz saatlerinde fazla göze batan veya çok sayıda mücevher kullanmak bulunulan yere uygun olmayabilir. Moda olduğu için her türlü kıyafete bürünmek de doğru değildir. Giyim günün genel çizgilerine uyumlu olmanın yanı sıra; kişinin yaşına, vücut ölçülerine, kullanılacağı zaman ve yere uygun olmalıdır. Örneğin tiyatro, opera, bale, konser gibi sahnede sanatçı bulunan canlı sanat etkinliklerine, sanatçıya saygı olarak, kazak-kot pantolon vb. ile özensiz bir şekilde giyinilerek gidilmemelidir. Cenaze törenlerine veya baş sağlığı ziyaretlerine de gösterişli giysilerle ve fazla makyajlı gitmek yadırganır.

Davetiyelerde ‘smokin veya koyu renk elbise’ giyilmesi talebi varsa, koyu renk elbise sadece erkek giyimini tanımlar. Kadınlar da bu tür talepler olan davetlerde gece elbiseleri giymelidirler; fakat onlar için renk kısıtlaması yoktur. Davetlerdeki kıyafet konusunda soru işaretleri varsa, davet sahibine giyim tarzı önceden sorulmalı veya yapılamıyorsa sade bir şekilde giyinilmelidir. Sade bir kıyafet toplantının niteliğine uymasa bile, abartılmış yanlış giyimden çok daha iyidir.

Kadınlar aksesuar amacıyla taktıkları şapkaları, gittikleri yerlerde çıkarmamalıdırlar. Ancak sinema-tiyatro gibi toplu seyir yerlerine şapka ile gitmemek ve arkada oturanların görüşünü engellememek düşünceli bir davranış olur. Kadın şapkaları genellikle öğleden sonraki sosyal faaliyetlerde, ikindi çaylarında, saat 18.00’e kadar olan kokteyllerde, nikah törenlerinde, resmi konukları karşılama ve uğurlamada giyilir. Gece kıyafetleri ile şapka kullanılmamalıdır. Erkekler ise kapalı yerlerde şapka ile oturmamalıdırlar.

Erkeklerin çorap renkleri, giydikleri pantolonun veya ayakkabının rengine uygun seçilmeli, çoraplar her zaman gergin durmalıdır. Pantolon boyu çorabı kapatmalı ancak ayakkabı üzerine yığılacak kadar da uzun olmamalıdır. (Günümüzde nisbeten kısa paçalı erkek pantolonları ve çorapsız giyilen deri veya lastik ayakkabılar her ne kadar moda ise de, bunlar her yere ve zamana uygun olmayabilir.)

Erkekler takım elbise içine hiç bir zaman kısa kollu gömlek giymemelidirler. Uzun kollu gömleklerin kol uzunlukları ise ise ceket kolundan en fazla 1-1.5 cm görünecek şekilde olmalıdır. Kravat ucu kemerden ne aşağıda, ne de yukarıda kalmalıdır.

Ayrıca erkekler kendi evlenme törenlerinde, ilk randevularında, balo gibi gece toplantılarında, ilk iş görüşmesinde vb. rutin dışı olaylarda değişik saç modeli yaptırmamalı, hiçbir zaman saç spreyi kullanmamalıdırlar.

(Devam edecek…)

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir