İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
Fotoğraf: Anna Tarazevich (Pexel)

Yeni Dünya, Üstün İnsan ve Transhümanizm

Turhan KARAKAYA
Makina Mühendisi, MBA
Mekatronik Mühendisi
Endüstri Yüksek Mühendisi
Transhümanizm; insanlığın hem fiziksel hem zihinsel hem de sosyal açıdan çok daha üst seviyelere ulaşabileceğine inanan bir felsefedir. Diğer bir açıdan bakıldığında ise fiziksel ve sosyal açıdan üstün insana TransHuman (üstün insan) denir. İnsana çok benzeyen ancak şu anki halini oldukça ilkel bulan bu felsefe insanlığın son güncellemesi veya ölümsüzlük rüyası olarak da adlandırılmaktadır.
İnsanlık tarihinde öncelikle ayrı ayrı yaşamlar söz konusu iken, paranın icadı ve ticaretin gelişmesi ile soylar birbirleri ile buluşmuş, soy karışımları, DNA karışımları ve kavimler birleşmelerine neden olmuştur. Geçtiğimiz 200-300 yıllık süreçte ise Radyo, Telefon ve Televizyon gibi icatlarla tek yönlü propaganda araçları ile bilginin tek yönlü aktarılması sağlanmıştır. Bu gelişmeler içinde iki yönlü iletişimi sağlayan en önemli buluş İnternet olmuştur. Diğerleri tek yönlü veri aktarımı sağlarken Internet yoluyla interaktif-karşılıklı iletişim imkanını insanlık elde etmiştir. Zamanla insanlık sanal aleme girme aşamasından Sanal Dünya’nın İnsana Girdiği bir döneme girmiştir. Giyilebilir teknolojiler, GoogleGlass gibi gözlüklerin artık insan bedenine monte etme projeleri hayata geçirilebilecek hale dönüşmektedir. Bu da insanı biyonik insan haline dönüşme evresinin başlangıcına doğru götürmektedir.

Tekillik

Ray Kruzweil’e göre Tekilliğe giden yolda Evrimde 6 evre söz konusu olacaktır. Bunlardan ilki Temel Kimya Oluşumu, ikincisi ise Biyolojik Evre (DNA Bilgisi) ile önce DNA sonra da Beyin evrilir. Ardından üçüncü evrede Beyinin Dönemi başlar. Bu evre Beynin Dünyaya Hükmetme dönemidir. Şu anda içinde bulunduğumuz dönem gibi görünen ancak artık geçmişte kalan dönem ise 4. Evre olan Teknoloji Devridir. Bu evrede donanım ve yazılım bilgisi gelişmiştir. 5. Evrede ise Yeni İnsan Neslinin Yükselişi Teknoloji biyolojinin yöntemlerine (insan zekâsı dahil) egemen olur. Bu evrede insan biyolojisi ve teknoloji birleşir. 6. Evre ise İnsanlık giderek kodlara dönüşür. Bu aşamaya “Tekillik” denir. Bu son evrede büyük ölçüde gelişmiş insan zekâsı ağırlıklı olarak biyolojik olmayan bir formda evrene yayılır. Günümüzde 5. hatta 6. aşamaların emarelerini görüyoruz. 3D (Üç Boyutlu) yazıcılarla insan derisi, yapay kalp, yapay uzuv, biyonik kol ve bacaklar gibi birçok insan “yedek parçası” imal edilmeye başlanmış durumdadır. Günümüzde kullanılan Bulut teknolojisi benzeri bir sistem ile insan bilincinin de bir yerde tutulduğu düşünüldüğünde tekillik büyük oranda sağlanmış olacaktır. Böylece insan bilinci, zihni, düşünceler bedenlerden bağımsız olarak farklı mekanlardaki farklı bedenlere tekrar yüklenerek aynı duygu düşünce ve bilincin farklı evrenlerde yerlerde ülkelerde aynı anda iletilmesi, bedenlerin yönetilmesi söz konusu olabilecektir. Bu felsefeye göre, sonunda hiç yaşlanmayan, ölmeyen-ölümsüz, kendi içindeki muhteşem enerjiyle yaşlanan, eskiyen uzuvlardan kurtulmuş, sadece beyin-zihin-kafa ile hayatın sürekliliği sağlanabilecektir.
Transhümanizm’e geçiş ve Üstün İnsan’ı oluşturma ile ilgili aşamalar ise 5 farklı kademede gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. İlk olarak insan beyni ve bedeninin donanımsal olarak eklentilerle geliştirilmesi hedeflenmektedir. Günümüzde üretilen giyilebilir teknolojiler, akıllı telefonlar, akıllı saatler, kalp pilleri bu aşamanın ilk adımlarından sayılabilir. İkinci aşamada ise Suretimiz yani Vekilimizi yaratmak yer almaktadır. Burada amaç bulunduğumuz yerden vekilimiz olan bedeni yönetmektir. Daha sonra ise insan beyninin fiziksel olarak başka bir yapay bedene nakledilmesi süreci hedeflenmektedir. Burada amaç doğrudan başka bir bedende yaşayabilmek planlanmıştır. Dördüncü aşamada ise fiziksel bir nakil gerekmeksizin doğrudan zihin başka bir yapay bedene yüklenecektir. Son olarak ise tüm bu aşamalardan sonra insanlık artık bir bedene dahi ihtiyaç duymayacak, zihin ya da bilinç tamamen yapay bir dünyaya taşınacaktır. Bu evre ölümsüzlük evresi olarak tanımlanmaktadır.
Bu aşamalardan ilkine binlerce yıl sonunda vardığımız söylenebilir. Ancak ikinci aşamaya geçiş bu kadar sürmeyecektir. Öyle ki; çalışmalar 2030 yılında insan beyninin internete yüklenecek denilmektedir. Elon Musk’a göre 2045 yılında insan bedeninin birebir tüm parçaları üretilebilecek duruma gelecektir.

Yaratıcı ve idealist harika bir fikir mi yoksa tehlikeli bir fikir mi?

Tüm bu bilgiler ışığında Transhümanizm yaratıcı ve idealist harika bir fikir mi yoksa tehlikeli bir fikir mi sorularına yanıt bulmaya çalışalım. Sürecin muhtemel olumsuz hatta tehlikeli yönleri bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen aşamaları gerçekleştirmek ve felsefenin ideal boyutuna ulaşmadaki temel engel teknolojik değil Etik meselelerdir. Bu sürecin sonunda insanlığın sonunun gelmesi ihtimali ihmal edilemeyecek bir durumdur. Bir diğer konu ise sadece belirli bir kesimin elde ettiği mali ve kariyer gücü nedeniyle diğer insanlardan çok abartılı boyutta sıra dışı hale gelmeleri, olağanüstü güçleri kendilerinde toplayarak daha güçsüz olanları ezmek, hatta yok etmek için kullanmaları riski bulunmaktadır. Bir diğer konu ise ilgili teknolojiler yaratılabilmiş olsa dahi bu denemelerin insan üzerinde nasıl yapılacağı konusu büyük soru işaretlerinden biri olarak durmaktadır. Muhtemelen felçli, kaza geçirmiş, zaten hayat kalitesi yok olma noktasına gelmiş hastalar üzerinde deneme yapılacak, eğer başarısız olunursa bu gönüllüler hayatlarını kaybedecekler, başarılı olur ise bu gönüllüler modern dünyanın Yuri Gagarin’leri olarak tarihe geçeceklerdir.
Sürecin sonunda tıpkı Hunlar, Cengiz Han’lar, Hitler ve ABD gibi gücü ele geçirenler kendilerinden daha güçsüz olanları ezip yok edebilirler. Muhtemelen bu güce büyük sermaye sahibi milyarderler ilk olarak erişecek, geri kalan topluluklar bu milyarderlerin insafına terke edileceklerdir. İlk bakışta hiç yaşlanmayan, ölmeyen, kendi içinde muhteşem bir enerji barındıran TransHuman’lar kendi bedenleri yaşlanıp çöpe atıldıktan sonra bir dış iskelet giyecekler ve belki de bir daha giydikleri yeni bedenlerden asla çıkamayacaklardır. Giydikleri bu yeni bedenleri yenilemek, güncellemek için para benzeri değer sahibi olmak zorunda kalacak olan yeni üstün insan para veya kaynağı bulması çok daha zorlaşacak, çünkü çok daha güçlü olan diğer “daha” üstün insanlar kaynakları kendi mükemmellikleri ile kendilerinde toplayacaklardır.
Olumsuzlukların yanında daha birçok soru ve sorun bizleri beklemektedir. Örneğin; Din, inançlar ve sınırlar tamamen kalkacaktır. Burada teklik söz konusudur. Yeni insanlık eğer bu denlik teklik içine girer ise hangi ülkenin vatandaşı olacaklar belirsizdir. Sınırlar, ülkeler tamamen ortadan kalkacağından aidiyet konusu tam olarak bir sorun olarak ortada durmaktadır.
Bir diğer önemli sorunlardan biri ise üreme konusudur. Sentetik bedenlerin nasıl çocuk sahibi olacağı, cinsiyet kavramının ortadan kalkması ile nesillerin devamı büyük risk altına girecektir. Teknoloji yolu ile yeni bedenler üretilebilse dahi Ahlak gibi olguların bu bedenlere nasıl aktarılacağı önemli sorunlardan biridir. Yeni üstün insanlar kusursuz ayıklanmış bilgilerle ve DNA yapıları ile donatılacağından günah, suç, aç gözlülük, hırs gibi tüm negatif unsurlardan arınmış insan kusurlarından kurtulduğunda çok daha mutsuz, sıkıcı yaratıklara dönüşecektir. Sıcak banyo hissi, sıcak kahve tadı, gökyüzünü seyretme gibi hazlar yapılmadan dahi yüklenebileceğinden mutluluklar dahi yapay hale gelecektir. Yeni insan güzel bir kebabın tadını gerçekte tadamayacak, her his sanal olarak yüklendiği için hislerin de değeri kalmayacaktır.

Kusursuz Canlılar/Ürünler!

Bir diğer açıdan ise bu felsefe başka bir açından ideal gelecek oluşturma açısından birçok pozitif ihtimalleri de beraberinde getirecektir. Mesela; yaratılacak olan Üstün İnsanlara tüm bilgiler dışarıdan yüklenebileceği için mükemmel, kusursuz, suçtan arındırılmış, zaaflarından arınmış, kusursuz canlılar/ürünler olacaklardır. Hiç yaşlanmayan, ölmeyen, kendi içinde muhteşem enerji barındıran, istediği görünüme, bedene sahip, istediği gibi görünen üstün insan olunabilecektir. Aynı anda başka bedenlere girilebilerek tek noktadan çoklu kontrolü sağlayabilen üstün insan, ışınlanmışçasına hisler dahil farklı bedenleri yönetebilir hale gelecekler, zamanı ileri geri hareket ettirebilecekler, zamandan ve mekândan arınmış olarak süreçleri yönetebilir hale geleceklerdir.
TransHuman’lar bedenlerinin ihtiyaç duyduğu, eskiyen, değişmesi gereken tüm parçaları bulabilecek, kendilerini yenileyebilecek, her zaman daha iyi görüntüye erişebilecek halde olacaklardır. Böylece biyolojik tüm kısıtlardan bedensel olarak kurtulmak mümkün olacaktır.
Yeni insanın beyni büyük ve tek dataya bağlı kalarak yeni şeyler öğrenmeye konsantre olacak, gereksiz düşünceler, kullanılmayan bilgilerden arınmış hale gelmiş beyinlerini çok daha verimli kullanabilir hale geleceklerdir. Data aktarımı ile sadece bilgiler değil aynı zamanda hisler de aktarılabileceğinden aşk acısı, acı veren geçmiş anıları, suç potansiyeli, üzüntülerden arınmış arınmış insan ortaya çıkabilecektir.
Ölümsüz bedenlere trilyonlarca terabaytlık bilgi 10 saniyede aktarılabilir olacağından bir ömre sığabilecek tecrübe ve anılar 10 dakikada işlenebilir, yaşanabilir kılınacağından zaman kavramı şekil değiştirecektir.
Yeni dönemde farklı farklı diller bilmek anlamını yitirecek, bilinmesi gereken tek dil “Kodlama” olacaktır. Böylece sınırlar ortadan kalktığı gibi iletişim engelleri de ortadan tamamen kalkacaktır.
Yeni üstün insan, zaaflarından, savunmasızlığından kurtulmuş olacağından üstünlüğü temelde buradan alıyor olacaktır.
3D (Üç Boyutlu) yazıcılar sayesinde yaşamlar minimalist hale gelecek, çok küçük maliyetlerle insanlık ihtiyacı olan her şeyi yazıcılarla kendisi çok kısa sürede üretebilir hale gelecektir. Böylece insan şu anda bizler için önemli, değerli olan hiçbir materyale ihtiyaç duymayacak, sadece hayal etmesi yeterli olacaktır.

Tüm bunları gerçekleştirebilmenin önündeki en büyük sınav ise insan beyninin anlaşılmasıdır. Öncelikle yüz milyarlarca nöronun haritası çıkarılmalı, donanım olarak simüle edilebilmelidir. İnsan beyni bu denli çözülebilse dahi muhteşem enerji kaynağının nasıl elde edileceği ve diğer teknik kısıtların nasıl çözüleceği hala gizemini korumaktadır.

Sonuç olarak görünen o ki; insan beyninin nasıl çalıştığının anlaşılması, anlaşıldığında da nasıl kullanılacağı hususu milyarderlerin insafına kalmış görünüyor. Gücü kendilerine devşirirlerse sonuç felaket, iyiye kullanırlarsa sonuç ideal hatta mükemmele dönüşecektir.

Tüm bunlar ışığında bizi bir Ütopya mı yoksa Distopya mı bekliyor göreceğiz…

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir