İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
İllüstrasyon Mehmet Ören

Her Çocuğun Bir Dikili Ağacı Olmalı

– Belediye Başkanlık ofisi buyurun
– Alo… Abla ben Başkanla görüşmek istiyorum.
– Nereden arıyorsunuz? Kim diyelim?
– Ben Filan Apartmanı önündeki ağacın sorumlusuyum, ağacımızın bakımının yapılmasını istiyorum. Bu ay bakım için gelmedi ekipleriniz? Lütfen ilgilenebilir misiniz?
– Elbette Efendim Sizi hemen Fen işlerine yönlendiriyorum. Onlar sizinle hemen ilgileneceklerdir.
– Teşekkür ediyorum, bekliyorum.
Böyle bir görüşmenin olması mümkün müdür? Neden olmasın?
ÇEDBİK, İklim değişikliği, küresel ölçekte kaynakların azalması ve artan nüfus baskısı gibi etkileri son derece görünür ve günlük hayatımıza doğrudan temas eden gelişmeler, günümüzde toplumların ve yerleşim yerlerinin daha sürdürülebilir olmasını bir zorunluluk haline getirmektedir. Teknolojik gelişme ve yeniliklerle birlikte, yerel koşullara ve iklime uygun çözümlerin bir araya getirilmesi, dünyamızı ve yaşam tarzlarını değiştiren koşulların etkilerinin azaltılması ve uzun dönem sosyal, çevresel ve ekonomik kazanımlar sağlanması açılarından son derece önemlidir.” diyerek geleceğin profesyonelleri olan lisans ve lisansüstü öğrencileri arasında bir fikir yarışması düzenlemiş. Amacını da “Sosyal, Çevresel ve Ekonomik sorunlara; yeni ve uygulanabilir fikirlerle çözüm arayışı doğrultusunda üzerinde belirli doğal ve yapay öğeler içeren hayali bir arsa üzerinde mevcut kaynakları kullanarak ve belirli kriterleri dikkate alan bir ekolojik köy yerleşimi üzerine fikirler yaratmak yarışmamızın temel amacı olacaktır.” şeklinde açıklamış. Ne mühendisim ne mimar nede öğrenci. Katılma şansım yok. Bana düşen ÇEDBİK Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Süleyman Akım’ın ricasıyla yarışmanın daha geniş kitlelere ulaştırılmasına yardımcı olmaya çalışmak. Fakat benim de Sürdürülebilir gelecek için bir fikrim var.
İlk ve orta öğretimde Orman Haftası etkinlikleriyle öğrencilere ağaçlar diktirilir sonra dikilen fidanların akıbetinden kimsenin haberi olmazdı. Ortaöğretim hayatımda iki kez ağaç dikimi etkinliğine götürüldüğümüzü hatırlıyorum. Ağaç dikilen mekan biraz uzaktı yanımıza azıklarımızı da aldığımızı hatırlıyorum. Bizden büyük abi ve ablaların yardımıyla fidanlarımızı dikmiştik. Sonra o fidanlar ne oldu pek hatırlamıyorum.
Mardin Nusaybin Yeniköy’de askerliğimi yaparken de bir kampanyaya denk gelmiştim. Genel Kurmay Başkanlığı, bütün karakollarda meşe palamudu ekilmesini organize etmişti. Emir büyük yerden meşe palamutları ekildi, daha doğrusu her yere saçıldı. Fidanlar da filizlenip boy verdiler. O fidanları, emir komuta zinciri dışında kendi isteğimle belli zamanlarda sular, çevresini temizlerdim. Ağaç olmalarını göremeden teskere aldım. Kısmet olsa da Yeniköy karakolunu o meşe palamutlarının son hallerini görmek için ziyaret etsem.
Dernekler ve firmalar da belli zamanlarda bir etkinlik olarak ağaç veya fidan dikerler. Buna da şahitliğim vardır. Dernek üyeleri bir otobüse doluşur aileleriyle birlikte, otobanlardan geçilir, sonrasında köy yollarından geçilir. Fidanlar dikilir çoluk çocuk sonrasında bir restoranda yemek yenilip evlere dönülür. Bu etkinliklerin haberleri firmalarımızın sitelerinde, PR ajansları iyi çalışıyorsa sektörel yayınlarda yer de bulur. Sonra ne olur o fidanlara? Hani şu yol boylarında araba ile geçerken ancak reklam tabelalarının ve bir kaç kök salmayı başarmış çam ağaçlarından gördüğümüz fidanlardan bahsediyorum.
Bu kadar altyapı, girizgah yeter. Fikrimize gelelim artık. Fikrin bir kaç ayağı var. En başta ilk ve orta dereceli okullarda okuyan öğrenciler. Sonra Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler, Belediyelerin Park Bahçeler Müdürlükleri, Küçük yerleşim yerlerinde Fen İşleri Müdürlükleri ve muhtarlıklar geliyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Öğretmenleri eklemesem olmazdı.
Fikrimin kısa özeti şu; şehirlerdeki, ilçelerde, kasaba ve köylerdeki evlerin önünde, cadde ve sokakların kenarlarındaki tüm ağaçları ilkokul ve ortaokul çocuklarına zimmetlemek. Fakat her çocuğa bir ağaç değil, bir kaç çocuğa bir ağaç zimmetlenmeli. Çocukların birkaç tanesine bir ağacı zimmetleyip, o ağacın korumaları, büyütmeleri, etrafındaki çukuru sürekli temiz ve açık tutmaları öğütlenmeli, sulamalar sağlanmalı. Sorumluluğu öğrenmeliler bu sayede, her bir ağacın öğrenci grubundaki çocuk, kendi sulama sırasını bilmesi sağlanarak koordinasyonu öğrenmeli. Ağaç kuruduğunda üzülmeyi öğrenmeli. Kurumaması için göz yasşı döktüğünde sahip olduğunun değerini öğrenmeli. Her çocuğun bir dikili ağacı olmalı yani.
Belediyelerin fen memurları o ağaç yılda ne kadar su ister hesaplamalı, ne aralıklarla sulanmalı çocuklara anlatmalı. Çocuklar sulamayı evlerinden getirdikleri sularla yapacakları için dökülen sular, her hanenin su faturasından düşülmeli. Aslında her bir binanın yağmur suyu toplama sistemi olmalı, ağaçlar da oradan sulanmalı. Bu kısmına mühendisler çözüm sunacaklardır.
Bu çocuklar ağaçlarına baktıklarını öğretmenlerine, sürekli oyun oynamak için kullandıkları cep telefonlarıyla çektikleri fotoğraflarla, videolarla göstermeli, çocukların bu çalışmaları öğretmenleri tarafından nota dönüştürülmeli. Karnelerinde bulunan çevreye saygı hanesi bu sayede bir anlam ifade edecektir. Yoksa çocuklukları boyunca bir ağaca çıkmamış çocuklara çevre bilinci için pekiyi verilmesinin bir anlamı yoktur.
Ağacın kimliği olmalı kimlikte, ağacın özellikleri ve koruyucu öğrencilerin adları yazmalı. yılda bir kez budama vaktini köyün muhtarına, ilçenin belediye başkanına veya kaymakamına hatırlatmalı. Girişteki konuşma paragrafını buraya tekrar yazmaya gerek yok sanırım. Demeliler ki çocuklar; “Gelin ve bizim ağacımızın budamasını yapın. Bizim ağacımızın bakımını yapın.” Bu sayede belediye başkanları veya kaymakamlar öğrencilerle tanışmalı onlarla yakından ilgilenmeli, çocuklar da kamu kurumu yetkililerini daha yakından tanımalı bu sayede.
İyi de her apartmanın önünde veya yanında ağaç yok ki! Olmalı, oldurulmalı. En azından bundan sonra yapılan her bir bina mutlaka belli sayıda ağacı dikmekle zorunlu kılınmalı. Belki de bu sayede dip dibe binalardan kurtarabiliriz şehirlerimizi. Balkonlara çıktıklarında çocuklar yeşil görebilirler, saksılardan başka.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir