İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yapı Süreçlerindeki Mimar Mühendis İşbirliği

Son güncelleme tarihi Ocak 28, 2021

Yapı süreçlerinde verimli ve başarılı bir sonuç almak için “Takım Çalışması” nın önemi belirterek başlamak isterim. Çok temel ve herkesin iyi bildiği bu olgu, maalesef zaman zaman göz ardı edilmekte ve yönetici EGO’ su nedeniyle ihmal edilebilmektedir. Zira kırk yılı aşan deneyimlerim sonucunda gördüğüm, sorun ve başarısızlığın olduğu bir çok yerde, en baş nedenlerden biri olarak bu “Takım Çalışması Ruhunun” nun uygulanmadığı durumlar karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca her geçen gün hızlı gelişen teknoloji de, ortak çalışma gerekliliğini artırmaktadır.
BÜTÜNLEŞİK UYGULAMA, BÜTÜNLEŞİK İRADE

“Bütünleşik başarıyı yakalamak için eşgüdümlü çalışma, takım çalışması bunlar gayet herkesin çok iyi bildiği bir olgu. Ama mesele sonunda uygulamaya geliyor, temel sorun da bu noktada oluşuyor. Bizler özellikle iş alma kararlarında ve hedeflerinde, mümkün olduğunca uyumlu çalışabileceğimiz ve ortak akla dayalı ekip çalışması yapılacak işleri tercih etmeye çalışıyoruz. Çünkü kendi işinizi çok mükemmel uygulasanız bile, diğer disiplinlerdeki olası bir başarısızlık, sonuçta toplam kaliteyi yakalamanıza olanak tanımıyor. Ayrıca çalışma veriminin de düşmesi, maliyetlerin gereksiz artmasına neden oluyor. Disiplinlerin çatışan değil, uzlaşan bir yapıda olması lazım. Bir işin kaliteli olması için ‘’Bütünleşik Anlayış ‘’ ile yapılması esastır. Dolayısıyla ben “Bütünleşik” kelimesini çok severim, yani entegre edilmiş olması çok önemli. “Bütünleşik Uygulama” ,” Bütünleşik İrade” diyorum.

FARKLI DİSİPLİNLERİN ÇATIŞMASI
Yapı Sektöründeki Meslek alanları olarak; inşaat, mimar, iç mimar, elektrik, mekanik, yangın, otomasyon gibi farklı uzmanlık birimleri mevcuttur. Birbirinden farklı bu iş alanlarının uyum içinde tasarlanması ve uygulanması temel hedeftir. Projeyi yöneten uzmanın, mimar veya inşaat mühendisi olma zorunluluğu da gerekli değil! Yeterli deneyimi ve ehliyeti olan elektrik veya makine mühendislerinin de şantiye yöneticisi olabileceğidir: Bu konuda çok iyi de deneyimler yaşamış biri olarak, liyakatin esas olması sağlanmalıdır.
Günlük ve iş yaşamımda empati kurmağa önem verir ve bunun da her durumda gerekli olduğuna inanırım. Şantiyelerde iş yaparken ve eşgüdüm çalışma toplantılarında, karşılıklı anlayış yerine ve empati kurmak yerine, sadece kendi bakış ve kendi disiplini açısından konuların çözümünde ısrar etmek; verim düşürücü ve sorun yaratan yaklaşımlardır. Şantiye ve tasarım ofislerinde ortak periyodik yapılan toplantılarda, çakışma ve eşgüdüm konularının çözülmesi amaçtır. Bütün disiplinlerin anlayış birliği ile davranması esas olmalıdır. Dolayısıyla bence bu konuda okullardan başlayan ve hatta aile içinde bile bu empati kurma eğitimi vermeliyiz diye düşünüyorum. Birbiriyle çatışan değil, işini kolaylaştıran noktada hareket etmemiz lazım. Aynı yapının bileşenleriyiz biz. Kendi içimizde ortak dili oluşturamadığımız müddetçe yapılan işlerde sorun çıkması kaçınılmaz ve verimsizlik ile toplam kalite anlayışını yakalamamız zor olacaktır. Ayrıca da rekabette de bizleri geriye atacaktır.
DİSİPLİNLER ARASI İŞ PLANLAMA VE SIRALAMASI
Örneğin; mimari bakış açısından asma tavanın en iyi şekilde görsel özelliklerde olması ve en hızlı bitmesi hedeflenir. Halbuki, asma tavan üstünde bir sürü başka disiplinleri ilgilendiren elektrikten mekaniğe elamanlar ve sistemler var. Dolayısıyla asma tavan çizimlerinin öncelikle çakıştırılmış (süperpoze edilmiş) bir tasarım olması ve de uygulama- montaj sıralaması ile zaman planlamasının yapılması zorunludur. Yaşadığımız en temel problemlerden biri, asma tavanının aceleyle bir an önce kapatma işlemi uygulamasıdır. Ancak, içinde kapalı kalacak tüm “Elektromekanik Tesisat Sistemlerinin” tam Performans Testi ile Test Ayar Dengeleme(TAD) işlemlerinin asma tavan bitiminden sonraya bırakılması en ciddi sorundur. Hatta Otomasyon sistemlerinin planlaması ve tamamlanması ise iş bitiminden çok daha sonralara bırakılması en kötü alışkanlıklarımızdan biridir. Daha da kötüsü, bu kötü ve hatalı planlamanın, normal bir durum gibi gösterilmesi ve savunulmasıdır. Sistemlerin çalıştırılması en sona kalınca, çıkan sorunların çözümü de zorlaşıyor ve biten diğer işlerin zarar görmesi ile revizyon edilmesi maliyetlerine sebep oluyor ve işin sonunda geri dönüşler kaçınılmaz olabilmektedir. Asma tavan uygulamalarındaki doğru uygulama örneklemesi açısından, gelişmiş batıdan yabancı gruplarla yaptığımız işlerde aldığım bir eğitimi paylaşmak istiyorum. Birkaç projede sistemlerin çalışma testleri aşağı yukarı yapılmış ve İnşai Yüklenici tarafından, asma tavanı kapatma girişimleri oldu, Proje Yönetimi olarak “Hayır” dediler. Zira henüz “Test Ayar Dengeleme” işi ile sistemin performans ölçüm sonuçları tam bitmedi, kesinlikle asma tavanı kapatamazsınız” dediler. Maalesef günümüzde bu kriter çok göz ardı edilerek uygulamalar devam etmektedir.
TESİSAT YATAY/DİKEY GEÇİŞ DELİKLERİNİN KAPATILMASI
İşlerin yapımı sırasında, dikey ve yataydaki elektromekanik tesisat geçiş deliklerinin
Planlaması da uygulamalarda çok aksayan bir konudur. Deliklerin nasıl doğru ve kimin tarafından açılacağı ve kimin tarafından nasıl kapatılacağı yeterince tanımlanmamakta ve iş bitiminde de kapatma işlemine yeterli özen gösterilmemektedir. Uygun açılmayan deliklerin, kapatılması da olumsuz bir şekilde kapatılarak, konfor bozucu(akustik sorun, istenmeyen ısı ve hava geçişleri vb.) sonuçlar oluşmaktadır. Özellikle görünmeyen kapalı alanlarda(asma tavan ve şaft içi gibi) kalan delikler, olduğu gibi bırakılarak kontrolsüz boşluklar olarak bırakılmaktadır. Özellikle yangın geçiş duvarları ve döşemelerinde, tekniğine uygun malzeme ile (pasif yangın önlemleri) mutlak alınmalıdır.
Ayrıca “Taşıyıcı Yapı Elemanları” üzerinde tesisat delik gereksinimi olursa da, mutlak statik sorumlusunun çözüm ve onayı için gerekli detay çalışmaları kaçınılmazdır. Kesinlikle taşıyıcı elemanların hiçbir aşamada zarar görmemesi sağlanmalıdır. Taşıyıcı eleman üzerindeki her türlü boşluk bırakma ve açma, onaylı statik çizimler üzerinde çözülmüş olmalıdır.
GÜVENLİK Mİ, GÖRSELLİK Mİ , İŞLEV Mİ ?
Özellikle görselliğin ön planda tutulduğu her türlü üst yapı işlerinde, bu sorunun yanıtı doğru verilmelidir. Normal olarak “ Güvenlik” deyince akan sular durmalı tabii! Zira risk alınamayacak konuları ve yasal olan zorunlulukları aynen uymalıyız. Örneğin bir Yangın Dolabının, doğru yerde ve kolay fark edilebilir konumda bulunması sağlanmalıdır. Yoksa görünüm tercihi nedeniyle gizlemeye çalışmak, cinayetle eşdeğer bir tutumdur. Yine buna benzer diğer bir örnek, Yangın kaçış merdivenlerine ulaşıma engel olacak şekilde konulan eşya ve depolama planlamaları! Kesinlikle yanlış ve önerilmemelidir.
Diğer taraftan “Görsellik” ile “İşlevsellik” arasındaki tercihler biraz daha esnek yaklaşılabilecek bir durum olmasına rağmen, yine de konforu olumlu etkileyecek işlev yönündeki tercih esas alınmalıdır. Buna tipik ve çok bilinen çarpıcı bir örnek vermek isterim. Yaşam mahallerindeki statik ısıtma yapan radyatörlerin (taşınım ve ışınım=radyant ile ısıtan üniteler) üzerinin başka görsel mimari elemanlarla kapatılması doğru değildir. Zira konforu azaltan ve kapasite düşümüne neden olan bir sonuç doğurmaktadır. Ayrıca bir örnek de vermek isterim; Asma tavan içinde kalan Yangın damperi ve benzer detektörlerin kolay takip edilebilmesi için etiketlemeler ile kolay bulunabilir halde tutulmalıdır.
İŞLETME VE BAKIM KOLAYLIĞI;
İşletme sırasında elektromekanik cihaz ve elemanlara kolay ulaşılabilir ve izlenebilir bir yapıda tasarım ve uygulama yapmak önemlidir. Gerek asma tavan üzerinde , gerekse elektromekanik dikey tesisat şaftlarında bakım kapakları mutlak olmalıdır.
Yine estetik kaygılarla konmayan bakım kapakları , arızayı kolay ve hızlı bulmada önemli bir etken olup, konforu doğrudan etkileyen çok önemli eleman ve planlamalardır. Ayrıca da gerekli olduğu halde konmayan bakım kapaklarının doğurdu ek maliyetler de ayrıca bir mali yük oluşturmaktadır. Zira arıza durumunda ulaşmak için, kırıp, sonradan aynı hale getirilmesi söz konusudur.
STANDARTLAR, YASALAR ve YÖNETMELİKLERE UYMAK;
Tasarım aşamasında yasa ve yönetmeliklere uygun yapılan yapı projelerinin, iskan sonrası , daha fazla alan kazanmak adına zorlama çözümlerle yapının kullanım alanlarının büyütülmesine onay ve destek verilmemelidir. Öyle yaygın uygulamalar yapılmaktaki, konut/ ofislerde “kaçış merdivenine” açılan ulaşım koridorları, oda haline getirebilmektedir.
Standartlardaki belirtilen maddeler, yapılması zorunlu ve taviz verilmemesi gereken koşullar olup, kesinlikle zorlanmamalıdır. Mümkünse sınırda kalmadan standart üstünde daha emniyetli çözümleri uygulamak hedef olmalıdır. Dolayısıyla mimar, elektrik, mekanik, inşaat mühendisi iş birliği içinde olması lazım. Mesleki egoları bir tarafa bırakmalıyız ve iş planlamasını yaparak bunu en iyi şekilde takip etmeliyiz.
Örneğin bir projede tasarımcının sorumluluğunda olan işlerdeki temel kararları ve yapılması gerekenlere o tasarımcı karar vermelidir. Dolayısıyla mesleki sorumlu olan uzmanlara, işveren veya onun temsilcisi olan proje yöneticisi müdahale etmemelidir. Makine mühendisinin sorumluluğu olan işlerde de, mimar ile ortak kararlar alınıp uygulanmalıdır. Ortak dil konuşmak, uzmanlaşmayı sağlamak ve uzman kişinin görüşüne saygı duymak temel alınmalıdır.
“Bütünleşelim, Ortaklaşalım, Birlikte Çözüm oluşturalım!”

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir