İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kriz Dönemlerinde İş Hayatındaki Tilkiler

Ülkemizde iş hayatında en önemli sorunlardan birisi de ticari ilişkilerde artık güvenin pek çalışmaması. Etik davranmanın artık bir erdem kabul edildiği iş dünyamızda teklif verirken, rekabet yaparken, ihale yoluyla iş alırken, iş teslim ederken, ödemelerimizi yaparken veya alacağımızı almayı beklerken yalanın veya ahlaki değerlerin üstünü çizmenin birçok farklı yöntemiyle karşılaşıyoruz.

Kriz kelimesinin geçtiği her ortamda herkes kendince bir tilki oluyor. Önce parası varsa bile krizi bahane ederek ödemelerini yapmıyor, ya da vadesini 2-3 ay en az erteleyerek ödemeyi planlıyor. Hatta vadesinden 2-3 ay sonra ödediğinde (tabi ki vade farksız ve hiçbir finansal kaybınızı dikkate almadan ), kendisini farklı bir kefeye koyarak, ‘’bende paran kalmaz, biz ödememizi yaparız, bu devirde paranı alıyorsun, doğru yerle çalışıyorsun’’ tarzında böbürlenirler.

Sadece ödeme konusunda mı tilkilik yaparız, hayır. En büyük kurnazlık sıkışanın elindeki ürünü ölü fiyatına alıp, karşı tarafı bitirmektir. Hatta nakite şıkıştığından dolayı o an borcunu ödemek için ürününü alış fiyatının altında satan firmanın kimliğini de özellikle teşhir ederler. Sonra topladıkları bu ürünleri liste fiyatının altında pazara sürer, spotu yaratır ve o markanın yetkili satıcılarının liste satış fiyatlarının çok altında ürünü internetten pazara sunarlar. Böylece edebiyle ticaret yapan, stoğuna ürün alıp karlı çalışmaya çalışan firmaları da karsızlığa doğru sürüklerler. Oluşan spot fiyatlardan dolayı artık mevcut fiyattan ürününü satamayan firmalar, üretici firmalara spot fiyatları ve karsızlıklarını şikayete başlar. Üretici firmalarda aylık satış hedeflerini tutturamaz haline gelir, çünkü yetkili satıcıları oluşan spot fiyattan dolayı stoklarını eritememiş ve spota göre yüksek olan fiyatlardan yeni ürün almak istemezler. Üretici firmalar aylık satış hedeflerini tutturamayacak konuma gelince, hemen ilave vadeler, ek iskontolar ile ürünü bir önceki aydan daha avantajlı şartlarla yetkili satıcılarına teklif etme telaşına girerler. Böylece üretici firmalarda tilkilerin ekmeğine yağ sürmüş ve spotun daha fazla oluşmasına destek vermişlerdir. Fiyatlar artık tamamen kaos olmuş, uzun vade ile alınan ürünler, spot pazara nakit olarak daha fazla iskonto ile satılmaya başlamıştır. Bir süre sonra spot ile yetkili satıcı arasındaki fiyat aynı üründe o kadar açılmış olur ki, tüketiciye bunu anlatamaz hale gelirler. Bu noktadan sonra artık vadesi gelen hiçbir ödeme neredeyse ödenemez hale gelir. Karsızlık ve riskli satışlar ile dönmeye çalışan firmalar için ne etiklik ne de ahlaki değerler kalır. ‘’Şartlar değişti, alacaklarımı alamadım, kriz var işler yavaşladı, spottan dolayı ürün satamıyorum, kurlardan dolayı zarar ettim’’ vb. gibi bitmeyen nakaratlar ile sözlerinden dönüp, verdikleri sözleri kendilerine göre o günün şartlarına göre yeniden değerlendirirler. Tilkiler krizlerde hep kazanan olur. Her krizde yeni tilkiler türer veya tilkiler güçlenir, güvensizlik piyasaya hakim olur.

Para söz konusu olduğunda ülkemizde ticaret yapan pek çok insan öngörülmezdir. Bunu unutmamak çok ama çok önemlidir. İnsanlar ne yazık ki doğruları değil, işlerine gelenleri söylüyorlar. Sizin söylediklerinizi değil, anlamak istediklerini anlıyorlar.

Bu nedenle iş hayatında karşımızdaki kişiden her an bir gol yiyebileceğimizi unutmadan, ticari ilişkilerde hukuki alt yapıyı ve riske yönelik finansal güvenceleri öncelikle en sıkı şekilde hazırlayarak iş yapmayı ana kural haline getirmeliyiz. “Ben büyük firmayım, benim adım yeter, bugüne kadar kimin bende parası kalmış, senin dışında herkes bana mal satmak için kapıda bekliyor, bize güvenmiyor musunuz, bana ürün satman sana referans olur, malı bırak evrakları sonra alırsın” klişe sözlerin birçok firmayı felakete sürüklediğini hepimiz biliyoruz. İş hayatında ticari ilişkilerde, özel hayatımızdaki gibi kişilere güvenerek müşterilerle belgesiz, sözleşmesiz, evraksız veya hukuki alt yapısı olmadan ne kadar güvene dayalı hareket edersek, hata yapma olasılığımız o derece yükselir.

İş hayatında öngörülmezi dikkate alarak, en olmadık koşulları düşünerek borç alacak ilişkisini oluşturmak şarttır. İstediğiniz ürün veya hizmeti alamadığınızda, zamanında teslim edilmeyen işlerden dolayı tazminat ödeyecek veya zarar görecek duruma düştüğünüzde, ödemeleri zamanında alamadığınızda veya hatalı/ eksik ürün ve hizmet ile karşılaştığınızda, güven yerine elinizdeki belgelerin niteliği daha önemlidir.

Bir mahkemeye düştüğünüzde hâkim kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlamaya çalışmaz. Mahkemede haklı olup olmadığınıza sadece sahip olduğunuz belgelerin şekilsel ve içerik olarak ne kadar güçlü olduğuna göre karar verilir.

Günümüzde iş dünyasında etik olmanın, dürüst olmanın ve ahlaklı çalışmanın özlemini duyduğumuz; ödeme gücü olsa bile kriz var diyerek ödemelerini yapmamayı vicdanına sığdırabilenlerin arttığı bir iş ortamındayız. Bu nedenle profesyonel düşünerek ticari ilişkilerde belgeye, sözleşmeye ve finansal güvencelere dayalı hareket etmeyi birbirimize güvensizlik olarak görmekten vazgeçmeliyiz.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir