İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Greta’nın Seslenişinde Dile Gelen Dünyamızın Sesidir

Son güncelleme tarihi Ocak 23, 2021

Ela Uysal
Birleşmiş Milletler’in 2018 Aralık ayında Polonya Katowice’de gerçekleştirilen “İklimlendirme Zirvesi”nin dahi adını çoğumuz onun sayesinde duyduk. Yaşıtları bambaşka meşgalelerdeyken o kendini dünyayı kurtarmaya adamış on yedi yaşında bir aktivist. İsmi Greta Thunberg. Refah seviyesi en yüksek ülkelerden birinde, İsveç’te yaşıyor. Bir süre okulu protesto ederek İsveç Parlementosu’na gidip tüm dünyanın dikkatini bir şeye çekmeye çalıştı. Bunu başarmış olmalı ki, artık onu ve yaptığı konuşmaları konuşuyoruz. Onun yüzü ve başlattığı protestolar çevre duyarlılığı konusunda bir sembole dönüştü.
Greta ve onun temsil ettiği anlayışın verdiği mesaj net: Her ne kadar yüzleşmek istemesek de dünya artık “geri dönülmez sona” doğru gidiyor ve hemen buna bir dur demek zorundayız.
Şu çok açık ki bu gezegen tarihinin hiçbir döneminde bu kadar refah, teknoloji ve ilerleme görmedi. İnsanoğlu tüm çağların en önemli teknolojik atılımlarını son yüz yıl içerisinde yaptı. Öte yandan bu süreçte bu zavallı küre, insan eliyle hiç görmediği ölçüde büyük bir zulüm de gördü. İnsanoğlunun haddini bilmez tüketici tavrı, yine insanın ve diğer türlerin mağdur olduğu felaketleri, belirsizlikleri, kaygıları da beraberinde getirdi. Dünya nereye gidiyor, diye sorduğumuzda aldığımız yanıtlar giderek daha ağır, daha büyük sorunlara işaret ediyor. Bilim insanları bağırıyor: İklim değişikliklerinin etkileri artık görmezden gelinecek bir seviyede değil. BM, 2018’in Ekim ayında yayınladığı raporda ısınmayı sınırlamak için sadece 12 yılımız kaldığını dünyaya açıklamıştı: Hükümetler hızla, radikal biçimde harekete geçmezlerse eğer, kuraklıklar, seller ve aşırı sıcak hava dalgalarının yeryüzünde şiddetli biçimde artacağı bu raporda belirtiliyor. Yardım kuruluşu Christian Aid’in raporuna göre ise, yalnızca 2018’de 1 milyar dolardan fazla hasarı olan on ve 7 milyar dolardan fazla olan dört sıra dışı hava olayı yaşandı. (Bu raporu hazırlayanlar can kaybı değil de para kaybı olarak ifade edilirse daha etkili olacağını düşünmüş olmalılar!). Sorunlar sadece iklimle ilgili de değil üstelik; su ve hava kirliliği, zararlı kimyasalların ve toksik maddelerin yaşamımızı istilası, hızla tüketilen enerji kaynakları, çölleşme ile başlayan uzun bir liste var. Pandemi konusunu açmıyorum bile!
Çevre ile ilgili sorunların bir acı yanı da dünyanın diğer sorunları olan “açlığı”, “savaşları”, “işsizliği” kimse inkâr edemezken “iklim ve çevre” sorunlarının hâlâ örtbas ediliyor olması. Hem de en yetkili ve sorumlu ülkelerin “Yok canım, küresel ısınmayı da nereden çıkardınız!” tavrını takınması. Elbette bunun kökeninde bu gezgeni hesapsızca tüketmeyi kendine hak sayan büyük sermaye sahipleri, petrol devleri, kimya endüstrisi, tarım sektörü veya başka sektörlerin kudreti ve küstahlığı var. Şu an bile frene basılsa çare bulacağımızın şüphe götürdüğü gerçeklerin inkâr edilmesi, durumu daha da kötüleştiriyor.
Ülke hükümetlerinin büyük bir çoğunluğu, dünyanın karşı karşıya kaldığı tehlikeleri yok saymaya veya gülünç denilebilecek ölçüde cılız bir sesle dile getirmeye devam ededursunlar; tüm gerçekleri en basit ve açık şekliyle “yetişkinlerin” suratına bir tokat gibi vuran kocaman yürekli bir kız oldu. İşte bu yüzden 2 yıl önce yaptığı o harika konuşmayı aynen sizlerle paylaşıyorum:
“Adım Greta Thunberg, 15 yaşındayım ve İsveç’ten geliyorum. Burada iklim adaleti için konuşuyorum. Birçok insan İsveç’in sadece küçük bir ülke olduğunu ve ne yapacağımızın önemli olmayacağını söylüyor. Ancak fark yaratmak için hiçbir zaman küçük olmadığımızı öğrendim. Ve eğer birkaç çocuk sadece okula gitmeyerek dünyanın dört bir yanında manşetlere çıkabiliyorsa gerçekten istersek birlikte neler yapabileceğimizi hayal edin. Ancak bunu yapabilmek için ne kadar rahatsız edici olursa olsun açık konuşmak zorundayız. Siz sadece hiç bitmeyen yeşil ekonomik büyümeyi konuşuyorsunuz, çünkü popüler olamamaktan korkuyorsunuz. Yapılması mantıklı olan tek şey imdat frenini çekmek iken, siz hâlâ bizi bu hale getiren aynı kötü fikirlerle ilerlemekten söz ediyorsunuz. Biz çocuklara bıraktığınız şeyin böyle bir yük olduğunu itiraf edebilecek kadar bile olgun değilsiniz. Popüler olmak benim umurumda değil. Benim umurumda olan iklim adaleti ve yaşayan bir gezegen. Oldukça az sayıda insan muazzam miktarda para kazanma fırsatlarını kaybetmesin diye medeniyetimiz feda ediliyor. Benimki gibi ülkelerde yaşayan zengin insanlar lüks içerisinde yaşayabilsin diye biyosferimiz feda ediliyor. Birkaç kişinin lüksünü ödeyen şey birçok kişinin acısıdır. 2078 yılında 75. yaş günümü kutlayacağım. Çocuklarım olursa belki o günü benimle geçirecekler, belki bana sizi soracaklar, belki harekete geçmek için hâlâ vakit varken neden hiçbir şey yapmadığınızı soracaklar. Çocuklarınızı her şeyden çok sevdiğinizi söylüyorsunuz ama böyle olmasına rağmen onların gözleri önünde geleceklerini çalıyorsunuz. Politik olarak neyin mümkün olduğunu konuşmak yerine, yapılması gerekenlere odaklanmadığınız sürece umut yok. Bir krizi kriz olarak ele almadığımız sürece çözemeyiz. Fosil yakıtları yerin altında bırakmamız ve dürüstlüğe odaklanmamız gerekiyor. Ve bu sistemin içinde çözümlerin bulunması imkânsız, belki de sistemin kendisini değiştirmemiz gerekiyor. Buraya umursasınlar diye dünya liderlerine yalvarmaya gelmedik. Bizi geçmişte görmezden geldiniz ve yine görmezden geleceksiniz. Bahanelerimiz tükendi ve zamanımız da tükeniyor. Buraya hoşunuza gitse de gitmese de değişimin geleceğini haber vermeye geldik. Gerçek güç insanlara aittir.”
Greta haklı. Güç biz insanlara ait. Yeter ki bu gücü nerede, ne zaman ve nasıl kullanacağımıza doğru karar verebilelim. İklim ve çevre konusunda “gerçekleri fark edebilen ilk ve bir şeyler yapabilecek son nesil” olmanın sorumluluğuyla davranabilelim. Aksi halde, ne yazık ki, bu gecikmenin bedelini nasıl ödeyeceğimiz konusunda iyimser olmamız için pek de fazla neden bulunmuyor.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir