İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yarın Gel Hemen Başla

Damla Yazıcıoğlu
Bir iş arayışı nasıl olmalı, bu süreçte nasıl bir yol izlemeliyim gibi soruları daha üniversite son sınıfta kendime sormaya başladım. Tecrübe edenlerin söylemlerini dikkate aldım. Bunun üzerine kitaplar okudum. Ben öğrenmeyi, bunu başkalarına aktarabilmeyi ve bunun için gerekeni yapmaya çalışan bir insanım. Bölüm odaklı konuşursam eğer 1. Sınıfta henüz bölümümdeki ders içeriklerini görmeden katıldığım bir seminer sonrası ben kendimi bu alanda geliştirmeliyim dedim. Ve o günden sonra gerek aldığım dersler gerek katıldığım etkinlikler bunun üzerine oldu. Evet alanımı henüz 1.sınıf öğrencisi iken belirledim. Lakin 2. Ve 3. Sınıftaki stajımı bu alanda mı yaptım, hayır. Çünkü öyle bir zaman dilimi
ki bu içinde bulunduğumuz; hedefin ilgin veya merak duyduğun konular üzerinden staj yeri ayarlamak çok zor. Tabii imkansız değil. Farkındaysanız ayarlamak diyorum, çünkü staj yeri bulsanız da
ayarlayamazsınız. Kimi kurum normal şartlarda stajyer almazken nasıl oluyorsa belli bir dönemde stajyer alımı yapıyor. Kimi kurum ise her zaman belirlediği şartlar ile alım gerçekleştiriyor. E tabii, sıralamalar buralarda da değişebiliyor. Belki şartlar seni ele almıyor fakat ilk aranan ve kabul edilen olabiliyorsun. Stajyere yaklaşım peki? Maksat teorik bilgilerin uygulama alanlarını görmek, kendine mesleğin getirilerini sağlamak. Yine geliyoruz aynı noktaya. Kimi işveren gelen stajyeri ilgili alanda eğitirken öğretirken kimi işveren de iş öğretmeye çalışarak zaman kaybetmek istemiyor ve evet zaman kaybı olarak görülmek gurur kırıcı bir durum. Fakat maalesef bu muameleye maruz bırakılan çok kişi gördüm. Ben de stajlarımı tanıdık vasıtasıyla buldum. Ve ne zaman kaybı olarak görüldüm ne de naylon diye tabir edilen kağıt üzerinde bir staj gerçekleştirdim. Hatta ilk stajım üretim alanında idi ve o kadar hayranlıkla iş takibi ve yapılan çalışmalara dahil oldum ki ilgili kişilerin bana kattıkları kesinlikle çok değerli tecrübelerdi. Tecrübe demişken değinmeden edemeyeceğim. Sahada çalışan ustalara iş ile ilgili soru sorduğum zaman bana söyledikleri hiç çıkmıyor aklımdan. “Sen mühendissin, bunları bilmene gerek yok.” Mühendissem ve iş vereceksem ben bunları da bilmeli ve hesaba katmalıyım diye düşündüm. Çünkü iş mutfağında öğrenilir derler. İki stajımda da değerli insanlarla çalıştım ve hiçbir zaman farklı görülmedim. Şöyle de bir durum söz konusu maalesef, meslekte cinsiyet. Bu, staj dönemlerinde her ne kadar önemsenmese de iş arayışında bir hüsrana uğratabiliyor.
Güzel iki stajım dahil verimle geçen 6 senemi ardımda bıraktım. Geldim iş arama sürecine. O kadar
hazır hissedemedim ki kendimi malum dünyanın da içinde bulunduğu salgın endişesi ile nasıl olacak
düşünceleri sardı. Bir süre bekledim. O zaman diliminde içinde bulunduğum bir proje ile ilgilendim,
bana katkı sağlayacak online eğitimleri takip ettim. Değerli bir isim Sinem Işık’ın Yarın Gel Başla
adındaki kitabını inceledim. Ve bu sıralarda gelen bir telefon ile bir firmaya gönderilmek üzere
özgeçmişimi ilettim. Video mülakata katıldım ve sonrası yok. Benim için ilkti bu ve bilgilendirme
mailinde video mülakatın içeriğinde İngilizce mülakatın da bulunduğunun belirtilmesini daha etik
bulurdum açıkçası. Olumlu ya da olumsuz bir dönüt de olmadı maalesef. Aslında bu dönütlerin iş
arayışında bulunan kişiler için ne kadar önemli olduğunu kimisi kestiremiyor.
Mezuniyet onayımdan yaklaşık 2 ay sonra Linkedin hesabımdan iş arayışımın olduğunu birkaç bilgi ile
paylaştım. Etkileşimler ile binlerce görüntülenme oldu, bir mesajda da özgeçmişimi iletebileceğim bir
mail adresi vardı. İstemeyerek girdiğim bir işte verimli çalışamazdım haliyle işleyişi de aksatamazdım.
Bu gelen mesaj da ilgilendiğim alanda değildi, iş sahibi olmak için herhangi bir yere giremezdim. Bu
benim kendime yaptığım bir haksızlık olurdu. Üniversite hayatımda çok saygı duyduğum hocam Prof.
Dr. Emrah Deniz danışmanlığında öğrenci kulübümüzün yönetimi ile ve uluslararası dernek üyeleri
olarak katıldığımız organizasyonlarda halen daha iletişimde olduğumuz pek değerli insanlar tanıdım.
Her zaman tarafsız ve gerçekçi yorumları benim iş arayışımda bir ışık oldu. Kariyer sitelerinde yeni
mezun ilanları inceledim. Fakat çok fazla değildir. Linkedin platformunda epey vakit geçiriyor ve iş
ilanlarını takip ediyorum. Hatırlarsanız meslekte cinsiyet demiştim stajdan bahsederken. Yeni mezun,
tecrübesiz aday aranıyor, istenen yetkinlikler ilanda mevcut. Tam işte bu özgeçmişimi göndereyim
derken bir şart daha beliriyor gözüme, cinsiyet. Kendi mesleğim ile ilgili ilanlarda çoğunlukta cinsiyet
bay aranıyor diye olsa da aslında farklı alanlarda kadın ya da erkek cinsiyet şartına takılıyor. Oysa
cinsiyet ayrımı değil de yetkinlikler önemsenmeli yalnızca. Böyle birçok durumuma uyan fakat bu şart
sebebiyle geçtiğim ilanlar söz konusu oldu. Neyse.
Birilerinin sizin için referans olması çok kıymetlidir. Bir güven duygusu içerir. Günümüzde referansın
ve torpilin çok mukayesesi söz konusu. Aslında bu konu için şunları söyleyebilirim; İlk görüşmem olan
video mülakat yaptığım firmaya bir referansım ön ayak oldu, lakin yeterli kriterleri sağlayamadım
demek ki olumlu sonuçlanmadı. Başka bir referansım da bir firma için benden bahsettiğini bana
bildirmişti ve arama ihtimallerine karşı kararımı verebileceğimi dile getirmişti. Bazen referans bizi bir
yola sokmaz, bazen de desteği güzel sonuçlar doğurur. Bu referans olma durumu tamamen sizin
yetkinliklerinize ve size güvendiği içindir. Kimse işe yaramayacağını düşündüğü kişiye kendi ismini
kullanarak bunu yapmaz diye düşünüyorum. Naçizane fikirlerim bu şekildedir, farklı görüşlere saygı
da duyarım. İş arama sürecinde, telefon ekranına düşen aramalarda yabancı numara görmek
umuttur. Eylül ayının henüz başında çalan telefomunun diğer ucunda bir firmanın yetkilisiydi.
Linkedin paylaşımımı görerek benimle iletişime geçtiklerini belirtmişti. Binlerce görüntülenmeden
birisi o an telefonun diğer ucundaydı. Hala görüşlerimiz devam etmekte olup bu süreçte de birçok
yeni bilgiler öğreniyorum.
Velhasıl, tüm bu sürecimden ve kısa süreli deneyimlerimden çıkardığım sonuca gelirsek baskı içeren
olumsuz dış sesleri kulak ardı edip sabırla ve ne istediğini bilerek eleştiriye de açık ilerlemeli.
Konfüçyüs’ün bir sözü vardır, “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.” Bu yüzden
sevdiğiniz iş için yolunuza çıkan her taşa sabretmeli ve onun sizi yolunuzdan etmesine izin
vermemelisiniz.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir