İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
Foto: Pexels -Vlada Karpovich

Pandemi Öğrencileri

Son güncelleme tarihi Ocak 23, 2021

“Üniversiteler eğitime 3 hafta ara verecek!” haber başlığını televizyonda gördüğümüz günden beri biz öğrenciler için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Hepimiz bir şekilde 3 hafta sonra yeniden başlar düşüncesi ile gittiğimiz memleketlerimizde 2020-2021 eğitim dönemine uzaktan eğitim alarak devam ediyoruz.
23 Mart’ta başlanılan uzaktan eğitim sürecinde üniversiteler dijitalleşme adımlarını atarken biz öğrencilere ve hocalarımıza bu sürece uyum sağlamak düşüyordu. Bir sınıf ortamında bulunmadan arkadaşlarınla ve hocalarınla yüz yüze bir görüşme olmadan bir ekran üzerinden bu iletişimi sağlamak farklı bir durum. Uzun süren ders saatlerinde hocalarımız bizden bekledikleri verimi alamadıkları için 40 dk ders 5 dk molalar şeklinde artık gidiyoruz. Uzun ve ara verilmeden süren derslerin yerine bu şekilde işlemek bizim için de daha iyi oldu diyebilirim. Sınavların başarı notuna yüzde olarak etkisinin azaldığı ödevlerin etki yüzdesinin ise arttığı bir durum söz konusu. Ödevler öğrenciden geri dönüş almak adına daha tercih edilebilir oldu.
Yüz yüze eğitimin bir olumlu tarafı da sınıftaki öğrenciler arasındaki etkileşim uzaktan eğitim ile sadece telefonlarla sınırlı kaldı diyebilirim. Özellikle benim gibi üniversiteyi ailesinden uzakta okuyan evde veya yurtta kalan öğrenciler için bu durum biraz can sıkıcı. Çoğumuz kaldığımız evi kapatıp yada kaldığımız yurttan çıkıp aile evine geldik. Okulumuzu arkamızda bıraktığımız gibi arkadaşlarımızı ve yaşadığımız ortamı da arkada bıraktık diyebilirim. Bu durum ile yapmış olduğumuz paylaşımlar telefon üzerinden sürüp gidiyor.
Aile evlerine pek uğramayan bu çocuklar, vakitlerinin birçoğunu evde bilgisayarın başında geçirmeye başladı. Aile fertleri bu durumda ne yaptı? İki şey! Biri çocukları daha fazla evde olduğu için beklentiye girmek. Artık onlar sadece okula gidip, ders dinleyip sınavlardan güzel notlar alması beklenmiyordu aynı zamanda ev işlerine ve varsa aile işlerine de daha çok yardım etmeleri gerekiyordu. Öyle her gün bilgisayar başında oturup sadece ders dinlemek olmazdı. Sahi ne kolay şeydi bilgisayar başında ders dinlemek onlar için. İkincisi anlamak. Anlatılan derslere kulak misafiri olmak; verilen ödev ve projeleri yaparken veya sınavlara girerken geçtiğimiz sürece şahit olmak bizi anlamalarını sağladı. Öğrencilik adı altında yapmış olduklarımız hakkında daha çok fikir sahibi oldular ve farkındalık oluştu.
Peki bu süreç zarfında okulda düzenlenen etkinlikler, eğitimler, teknik geziler ve sosyal sorumluluk projeleri ne oldu? Hepsi uzaktan düzenlenecek şekilde ayarlanılmaya çalışıldı. Artık etkinlikler bilgisayar üzerinden herhangi bir konferans salonuna gerek kalmadan yapılabiliyor. Eğitimleri evde bilgisayar başında alabiliyoruz. Sertifikalarımız kargo ile yollanıyor. Mevcut durumdan dolayı hiçbir fabrikaya teknik gezi düzenleyemiyoruz bu durum sektörden uzak kalmamıza, çalışan mühendislerle işbirlikleri kurma, mevcut bilgi birikimimizi ve bağlantılarımızı güçlendirme gibi konularda eksik kalmamıza neden oluyor.
Kısacası biz öğrenciler içinde bu durum yeni ve alışılması zor bir hal. Herkes gibi biz de var olan koşullara uyum sağlayıp en iyiyi çıkarma derdindeyiz. Lao Tzu’nun dediği “Tırtılın son dediği şeye dünyanın geri kalanı kelebek diyor.” sözü aklıma geliyor. Bu durum alışılan düzenin sonlanması anlamına geldiği gibi getirdikleri yenilikler ile kelebek olma yolunda gidiyor.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir