İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gelişim, Her Zaman ve Israrla…

Son güncelleme tarihi Ocak 23, 2021

Gelişim, ağır adımlarla zirveye doğru tırmanmak mıdır, yoksa bir çığ gibi git gide büyüyerek düşmek midir? Sanırım bunun cevabı; hepimizin gelişim yolcuğunun da cevabı ve hepimizin farklı olmalı, ne dersiniz?
Yaşadığımız çevrede kendi iş alanımız içerisinde benim gibi işini çok severek yapan da var, “görev işte” diye geçiştiren de…
Aslında çok ciddiye alıyordum bu işimi, 3 yıl öncesine kadar. Ciddiye alıyorum derken kaçış noktam, tatmin noktam, başarım, sevincim, üzüntüm… kısaca tüm duydularım için sanki ilk ve öncelikli şart; soğutma dünyasına ve yaptığım işe bağlıydı ve çalıştığım kurumdaki durumuma. Peki gerçekten de öyle miydi?
Önce mentorluk alma süreci, sonra çok sevdiğim bir insanı ebediyete uğurlamam ve son olarak da son liderlik koçum ile olan kişisel gelişim yolculuğum, bakış açımı birden değiştirdi.
Duygusallık kişisel yapımızın gereği, kimimizde az kimimizde ise fazla. Bu aynı zamanda ekip içerisindeki iletişim becerimizi ve gelişimimizi de etkiliyor. İşte tam bu noktada Levent Bey (Taşkın) yaklaşık 1 sene boyunca ile yaptığımız mentorluk eğitimiyle devreye girdi. Herekse eşit mesafede olmak, takım olma yolunda adım atmak ve bunun için çabalamak, sabırlı olmak, stresi yönetebilmek, iş ile ilgili tüm detayları anlamak ve buna önem vermek, herkesin ihtiyacına göre bir eğitim planı oluşturmak, şeffaf ve net iletişim kurmak, etik değerlere sahip ve saygılı olmak… Kısacası “Liderlik Nedir?” sorusunun cevabını düzenli olarak mümkünse yüz yüze değilse internet üzerinden aylık olarak yaptığımız seanslarla öğrenmeye başladım. Hem de işinin ehlinden ve adım adım gelişimime ait bazen çok acımasız görünen geri bildirimlerini almak ve kendimi değişime zorlamak suretiyle.
Artık yola giriyorum diye sevinirken karşıma benim için ziyadesiyle üzücü olan bir durum çıktı. Çok sevdiğim dayımı, Ayhan Gülgün’ü kaybettim. Baba yarısı mı dersiniz, abi mi dersiniz… Son yolculuğuna uğurladıktan sonra en sevdiğimiz takım kazanınca telefonu onu aramak için elime almam ve artık ebedi âlemde olduğunu hatırlamam… Tarifi olmayan bir üzüntü ve sonrasında o soruyu kendime sormam, “Ne için?” Evet ya ne içindi bütün çabalar, iyi bir idareci olmak yeterli miydi? Elbette değildi… O süreçte beni yakından tanıyan bir iş arkadaşımdan aldığım en değerli geri bildirim, “Sana ne oldu Kıvanç Abi, başının üzerinde bir hare eksik!” olmuştu. Artık herkesle daha iyi iletişim kurabiliyor, anlamaya çalışıyor, istediğim bir iş olduğunda tekrar etmeye gerek kalmadan kısa bir sürede rica ederek alabiliyordum.
Hala bir şeyler tam değildi sanki. İş ve iletişim ile ilgili kısım tamamdı da kişisel gelişim ile ilgili ne kadar yol alabilirim diye merak etmiyor değildim. İşte bu günlerde işinin ehli bir koç ile tanışma ve çalışma fırsatı buldum. İlk ve en önemli sorusu “Bu çalışmadan ne bekliyorsun?” olmuştu Naci Bey’in( Demiral). Sonra her seferinde beni uzun uzun dinleyip aldığım geri bildirim ve yorumlarda “Tabi ya, işte bu!” diye bulduğum cevaplar… Cevaplar derken koçumun bana tuttuğu, bana beni yansıttığı ayna, insan davranışlarının temelinin ne olduğunu anlamam konusundaki desteği ve özgüvenle ilgili verdiği tavsiye, geri bildirimler ve hatta görevler…
Sonrasında attığım adımlarda karşıma çıkanları ara ara not aldım. Bazıları;
Sivil toplum kuruluşları, kariyer günleri ya da eğitimlere uzmanı olduğunuz konularda eğitimci olarak katılmak ya da sektör derneklerine zaman ayırmanın hem üretkenliğe katkıda bulunmak hem kişisel verimliliği hissetmek adına önemli.
Cinsiyetçi yaklaşım hayatın her yerinde ve toplumsal gelişim noktalarında çok öncelikli, yapılmasına müsaade etmemeli ve tolerans gösterilmemeli!
Bilgiyi de işi olduğu gibi paylaşmayı bilmek, sevmek, paylaşılmasına olanak vermek, bu konuda önder ve örnek olmak gerekiyor.
Sosyal hayat ve iş hayatı arasında denge kurmak ve bunu alışkanlık haline getirmek için çalışmak, yaşam kalitesini arttırmanın iyi bir yolu.
Düzenli olmak ve herkesin düzenine saygılı olmak gerekiyor, bu kişisel zaman yönetimini sağlamak için yardımcı olacak bir unsur.
Bunlar dışında aldığım notlardan bazıları…
İdealist olmak lazım.
Takım oyuncusu olmalısın.
Sorumluluk almaktan korkma.
Yetkiyi dağıtman ve işi sorumlularına delege etmen gerekiyor.
Kitap okumak güzel şey.
Mesleki bilgi ve tecrübeye saygı duymak ne kadar da önemli!
Lider olmak için herkesten fazla çalış.
İletişime açık ve kolay ulaşılabilir ol…

Bugün geldiğimi hissettiğim ve bildiğim yerden bakınca gelişimin her zaman ve ısrarla sürdürülmesi gerekliliğine inanmanın kolay olmayan ama çok keyifli olduğunu söylüyorum çevremdeki herkese özellikle de takım arkadaşlarıma…
Tam 26 yaşına kadar konuşma sorunu olan, sonrasında kendine inanmanın çabalarının karşılığı ile birlikte alan ve artık topluluk önünde konuşmaktan çekinmeyen biri olarak söylüyorum…
Gelişim, Her Zaman ve Israrla…

 

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir